TEKRARLAYAN DÜŞÜKLER (HABİTÜEL ABORTUS)

TEKRARLAYAN DÜŞÜKLER (HABİTÜEL ABORTUS)
Tekrarlayan düşük (Tekrarlayan Gebelik Kayıpları)
(Habitüel, Rekkürren Abortus) (Mükerrer düşükler)

Gebeliğin 20. haftasından önce üç veya daha fazla kendiliğinden düşük (abortus) olmasıdır. Çiftlerin yaklaşık %1-2 ‘sinde bu sorun vardır.
Sebep olarak rahimle ilgili anormallikler yada pıhtılaşma bozuklukları bulunabileceği gibi %50 sinde sebep bulunamaz.

Nedenleri:
Genellikle genetik bozukluklar ve embriyo oluşumundaki problemlerlerden kaynaklanır. Ayrıca hipotiroidizm, hormonal bozukluklar, sistemik lupus eritematozis, böbrek hastalığı, uterus anomalileri, servikal yetmezlik, bazı enfeksiyonlar gibi kronik sistemik hastalıklarla da ilişkili olabilir.

Sadece 1 düşük bir çok kadında görülen bir olay olduğu için düşük nedenini araştırmak için 3 düşük yapan kişiler değerlendirilir.

Kadında daha önce geçirilmiş düşük sayısı arttıkça tekrar düşük yapma riski artmaktadır:
1 düşük sonrası tekrar düşük yapma riski % 15
2 düşük sonrası tekrar düşük yapma riski % 24
3 düşük sonrası tekrar düşük yapma riski % 30
4 düşük sonrası tekrar düşük yapma riski % 40-50

Anne yaşı arttıkça düşük yapma riski artar:
30 yaş altında ortalama düşük riski % 7-15
30-34 yaş arası ortalama düşük riski % 8-21
35-39 yaş arası ortalama düşük riski % 17-28
40 yaş üzerinde ortalama düşük riski % 34-52

Tekrarlayan düşüklerde nedenler:
1. İmmunolojik (bağışıklık) faktörler
2. Trombofilik (pıhtılaşma) faktörleri ile ilgili bozukluklar
3. Endokrin (hormonal) faktörler
4. Anatomik faktörler (rahim anomalileri vb.)
5. Genetik Faktörler
6. Enfeksiyöz Faktörler
7. Çevresel Faktörler ve Beslenme
8. Anneye ait hastalıklar
9. Sperm ile ilgili faktörler

ÇİKOLATA KİSTİ (ENDOMETRİOMA)

ÇİKOLATA KİSTİ (ENDOMETRİOMA)
YUMURTALIKTA ÇİKOLATA KİSTİ
Çikolata kistleri (endometriyoma) rahmin en iç tabakasının yani endometrium tabakasının yumurtalıklar üzerinde bulunması ve kistleşmesi sonucunda oluşur. İçerisi genellikle kahverengi koyu bir sıvı ile doludur bu yüzden çikolata kisti adı verilmiştir. Genellikle etraf dokulara, tüplere, barsaklara yapışık olarak izlenirler. Kötü huylu veya kanser türünden bir kist değildir. Genellikle 4-5 santimetre boyutlarındadır ancak bazen daha küçük veya 10-15 cm kadar büyük de olabilmektedir. Bu kistler genellikle sağ veya sol tek yumurtalıkta görülür nadiren iki yumurtalıkta birden görülebilir.

Endometriozise benzer şikayetler, kasık ağrısı, ilişki sırasında ağrı, infertilite, adet zamanı aşırı sancı burada da görülebilir. Diğer kistler gibi endometriomalar da nadiren rüptüre olabilir yani patlayabilir. Bu durumda içerisindeki sıvı karına akacağı için şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma, ateş vb. şikayetler oluşabilir.

Teşhis:
Teşhiste muayene ve ultraonografi önemli yer tutar. Ultrasonografi ile endometrioma kisti genellikle tipik görüntüsünden tanınabilir. Kanda bir tümör belirteci olan CA-125 yükselebilir. Kesin tanı ameliyatla çıkarılan kist dokusunun patolojik incelenmesi ile konur.

Tekrarlar mı? Kansere Dönüşebilir mi?
Endometrioma teşhisinde kulanılan CA-125 bir tümör (kanser) belirteci olduğu için bazı hastalar endometriomanın kanser veya kanser benzeri bir kist olduğunu düşünebilmektedir. Endometrioma kanser veya kanser benzeri bir kist değildir. İleride tekrarlama riski her kist gibi endometriomada da vardır ancak kansere dönüşme riski kesinlikle yoktur. Kanser benzeri bir kist değildir.

KISIRLIK TANISINDA LAPAROSKOPİ (KAPALI AMELİYAT)

KISIRLIK TANISINDA LAPAROSKOPİ (KAPALI AMELİYAT)
İNFERTİLİTEDE DİAGNOSTİK (TANISAL) LAPAROSKOPİ
Kısırlık (infertilite) tedavisi sırasında tüplerin (kanalların) açık veya kapalı olduğunu anlayabilmek için, tüplerin etrafında yapışıklık var mı değerlendirebilmek için, karın içerisinde endometriozis veya başka ek patolojiler varlığını araştırabilmek için bazı durumlarda laparoskopi yapılması gerekebilir. Bu ve benzeri nedenlerle karın içerisine bakılması için yapılan laparoskopiye diagnostik (tanısal, teşhis amaçlı) laparoskopi denir. Diagnostik laparoskopi tanı yani teşhis koyma amacıyla yapılan laparoskopi anlamına gelir. Karın içerisine göbekten içeri sokulan bir kamera ile bakılır. Laparoskopi (kapalı ameliyat) işlemi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Laparoskopi ile tüplerin (kanalların) açık mı kapalı mı olduğuna bakmak için rahim içerisine alttan (rahim ağzından) basınçla boya verilerek tüpler yoluyla karın içerisine geçiyor mu diye gözlenir (boya testi). Boyanın tüplerden karın içerisine geçmesi o tüpün açık olduğunu gösterir, boya karın içerisine geçemiyorsa o taraftaki tüp (tuba, kanal) kapalıdır. Boyalı renkli madde olarak metilen mavisi dilüe edilerek kullanılır. Bu işleme kromopertubasyon (chromopertubation) denir. Tubal faktör değerlendirilirken genellikle öncelikle HSG (rahim filmi) uygulanır. HSG sonucunda bilateral tıkanıklık izlenmişse tanısal  laparoskopi uygulanır.

Genellikle laparoskopi işlemi ile aynı anda histeroskopi işlemi de uygulanarak rahim içerisinde bir patoloji var mı değerlendirilir, buna da diagnostik (tanısal, teşhis amaçlı) histeroskopi denir. İnce bir kamera rahim ağzından rahim içerisine uzatılarak rahim içerisi gözlenir. Rahim içerisinde myom, polip, yapışıklık ve benzeri patojiler var mı araştırılır.

HSG’de kapalı izlenen tüpler laparoskopide açık izlenebilir:
HSG’de (rahim filminde) kapalı izlenen tüplerin önemli bir kısmı laparoskopide açık izlenebilmektedir (kaynak 1, 2). Bunun HSG çekim tekniği, değerlendirme hassasiyeti, her iki yöntemde kullanılan sıvıların vizkosite farklı gibi nedenleri vardır. HSG’de tüplerin kapalı izlenmesinin güvenilirliği düşüktür ancak açık izlenmesi güvenilirdir. Bu nedenle genellikle HSG’de her iki tüpte tıkanıklık izlenmişse laparoskopi ile tubal açıklığın yeniden değerlendirilmesi önerilir. Ancak HSG’de tüplerden birisi veya ikisi açıksa laparosopi ile tekrar değerlendirmeye gerek olmadığı yönünde görüşler ağırlıktadır.